30 Eylül 2011

Milli Takım

Ömer Toprak ve Giray Kaçar'ı görmek güzel. Aurelio'nun tekrar milli takıma çağrıldığı dönemde inanılmaz formsuz olan Cenk Tosun kadroda yok. Yine benim şahsi düşüncem şu oyun taktiğinde çok iş yapabilecek Mevlüt Erdinç'in de kadroya davet edilmesi süper olmuş. Hadi hayırlısı diyelim.

ADI SOYADI

TAKIMI

1-VOLKAN DEMİREL

FENERBAHÇE A.Ş.

2- SİNAN BOLAT

STANDARD LIEGE

3-TOLGA ZENGİN

TRABZONSPOR A.Ş.

4- GÖKHAN GÖNÜL

FENERBAHÇE A.Ş.

5-SABRİ SARIOĞLU

GALATASARAY A.Ş.

6- SERKAN BALCI

TRABZONSPOR A.Ş.

7- GÖKHAN ZAN

GALATASARAY A.Ş.

8- SERVET ÇETİN

GALATASARAY A.Ş.

9- EGEMEN KORKMAZ

BEŞİKTAŞ A.Ş.

10-REMZİ GİRAY KAÇAR

TRABZONSPOR A.Ş.

11-ÖMER TOPRAK

BAYER 04 LEVERKUSEN

12- HAKAN KADİR BALTA

GALATASARAY A.Ş.

13- İSMAİL KÖYBAŞI

BEŞİKTAŞ A.Ş.

14- HAMİT ALTINTOP

REAL MADRID

15- MEHMET EKİCİ

WERDER BREMEN

16- TUNAY TORUN

HERTHA BSC BERLIN

17- SELÇUK İNAN

GALATASARAY A.Ş.

18- SELÇUK ŞAHİN

FENERBAHÇE A.Ş.

19- EMRE BELÖZOĞLU

FENERBAHÇE A.Ş.

20- MEHMET TOPAL

VALENCIA C.F.

21-YEKTA KURTULUŞ

GALATASARAY A.Ş.

22-MEHMET AURELIO

BEŞİKTAŞ A.Ş.

23- ARDA TURAN

CLUB ATLETICO DE MADRID

24- GÖKHAN TÖRE

HAMBURGER SV

25- BURAK YILMAZ

TRABZONSPOR A.Ş.

26- MEVLÜT ERDİNÇ

PARIS SAINT-GERMAIN

27- KAZIM KAZIM

GALATASARAY A.Ş.

28- UMUT BULUT

TOULOUSE FC

Efsane Forma



Benim ergenlik dönemimin efsane forması. Ortaokulda sınıflararası müsabakalarda turnuvanın en zayıf takımı olarak o dönemin şampiyon sınıfına karşı aldığımız şerefli 2-1 mağlubiyette bu formayı giymiştik başka bir sınıftan rica edip :) Çok güzel formaydı be. (o maçta da takımın golünü ben atmıştım :))

Bobo'yu Gönderip Edu'yu Almak


Bu kararı kim verdi bilmiyorum ama hakikaten futboldan anlamayanların bir numaralı zirvesindedir kendisi. Holosko'da ayrıca Edu'dan 5 kat daha iyi futbolcu Pektemek'te.

Engin Baytar



Deli deliyi görünce sopasını saklarmış. Baş deliler takımın başında iken Engin pek psikopatlık yapamaz diyordum şu ana kadar haklıyım :) Adanalı bunlar valla öyle Şenol Hoca'ya Rıza Hoca'ya benzemezler :))

Şike Kararı ve Avrupa Şampiyonası



Şike kararını biliyorsunuz sezon sonunda vereceğini açıkladı TFF. Bu durumda sezon sonunda ortalığı nasıl toparlayacaklar bilmiyorum ama olur da Türkiye Avrupa Şampiyonası'na katılamazsa Hiddink'in kesin görevden alınacağını düşünüyorum. Çünkü şike kararlarını muhtemelen millet Avrupa Şampiyonası ile haşır neşirken ve olası Türkiye başarısı sayesinde sessiz sedasız (akılları sıra) halletmeye çalışacaklar. Halbuki şampiyonadan çok daha önce verilmeli ki kararlar orada futbol oynayan takımın aklı burada olmasın. Her maç çıkıyorlar ya sahaya Respect Football yazısı ile. Biz taraftarların da galiba tribüne "Respect Supporters" yazan t-shirtlerle çıkmamız gerekecek.

29 Eylül 2011

Küçük Takımların Özel Adamları



Dedik ya bir önceki postta eskiden şampiyonalarda küçük takımların özel adamları olurdu diye. Aklıma gelen bir liste var aşağıdaki şekilde. Sizin de aklınıza gelirse yazın lütfen..


Slovenya - Zahovic


Hırvatistan - Jarni, Suker, Prosinecki


Danimarka - M.Laudrup


Senegal - El Hadji Diouf


Romanya-HAGİ


Paraguay - Chilavert


Şili - Salas, Zamarano


Kolombiya - Valderrama, Asprilla


Nijerya - Yekini, İkpeba, Amokachi, Okocha


G.Afrika - Mosheou


Meksika - Blanco, Arellano


Belçika - Enzo Scifo


S.Arabistan - Sami Al Jaber


İran - Ali Daei, Mahdavikia


Bulgaristan - Stoichkov


Norveç - Tore Andre Flo


Yugoslavya - Mihajlovic


Kamerun - Omam Bıyık


Fas - Mustafa Hadji, Nurettin Naybet


Tunus- Trabelsi

Zlatko Zahovic



Avrupa Şampiyonası'na sürpriz bir şekilde katılan ama pek başarılı olamayan Slovenyanın yıldızı idi. Yugoslavya ile oynanan ve 3-3 biten maçta "Kim lan bu" dediğimiz adam. Valencia'dayken kullandıgı penaltıyı Kahn'ın kucagına atıp takımı yakan adam. Ama gerçekten yetenekli bir adam.

Eskiden Avrupa Şampiyonalarında, Dünya Şampiyonalarında böyle küçük takımlardan enteresan bir topçu çıkar ve dikkatleri üzerine toplardı. Sırf o adam için o takımı desteklediğimiz bile olurdu. Slovenyayı da Zahovic icin desteklemiştim o turnuvada. Tabii Türkiye harici.

Bir ara Türkiye'de transfer için adı çok geçti diye hatırlıyorum.

İyi topcuydu vesselam.

Mersin Koray Aydın Stadı



Mersin'de çocukluğumun ve son 2-3 yıla kadar ömrümün geçtiği mahalledeki stat. Mahallede ilk başlarda her taraf boş arsa olduğu için arsalarda oynardık. Sonra zamanla apartmanlar arttı. Boş arsa kalmadı ama bu saha vardı. Stat değildi o zamanlar saha idi. Toprak bir zemini olan bir saha. Sonra birileri tuttu bu sahamızı da elimizden aldı ve bu hale getirdi. Kendi kendime paradoks içindeyim iyi mi oldu kötü mü bilemiyorum. Çünkü şu an çocuklar orada top oynayamıyor. Oysa İlhan Mansız R.Carlos'a yaptığı o meşhur hareketi daha o yapmadan benim defalarca denediğim yer orası. Bütün bir sahada deli danalar gibi koştugum ve arkadaşlarıma "olum eşşekk kadar kale lan. nasıl gol atamıyorlar" diyerek kendi kendime kudurdugum sahadır orası. Şu an burası amatör küme maçlarının oynandığı zaman zaman MİY'nin hazırlık maçlarını oynadığı (ki Antespor az gelmemiştir buraya) 6000 kişilik bir tesis konumunda. Siz olsanız paradoks yaşamazmısınız?

Bu arada evim daha doğrusu annemin babamın yaşadığı ev arkada görünen apartmanların 2 sokak ötesi :) Özledim ulaynnn :)

Futbol topu geldi mertlik bozuldu


Şu topa sahip olmak demek mahalle maçında banko kadroda olmak demekti. Bu topun verdiği keyif hiçbirşey de yok. Küçülür daha yumuşak bir hal alır ama asla diğer toplar gibi ben patladım arkadaş gidin maçınızı başka toplarla oynayın demez. O hali ile gönülleri fetheder yani o derece. Başlıkta da dediğim gibi ne zaman futbol topları girdi hayatımıza o zaman mertlik bozuldu arkadaş.

Tanju Çolak ve Efsane Listesi



Türk futbolunun en önemli golcülerinden biri hiç şüphesiz kendisi. Benim yaşıtımdaki herkesin mahalle maçlarında olmak istediği isimdir. Ama konu bu değil.


Eskiden hatırlarsınız takımların hep beraber poster için verdikleri bir poz vardı. Bütün rakiplerimizi tanıtırken gazetelerde bu posterlerden olurdu. Ayaktakiler, öndekiler tek tek tanıtılırdı.


Bende de vardı o posterden bir tane. Galatasaray'ın benim gözümdeki ilk efsane kadrosunun posteri. Dayım (ki benim galatasaraylı olmamın en büyük sebebidir kendisi) o posteri amlış ve sunta ile duvara asılacak hale getirmişti. Anneme ne kadar yalvarmıştım yattıgımız odaya yani oturma odasına o posteri asması için. O kadar yalvarmısım ki misafir ağırladığı odaya asmak zorunda kalmıştı kadıncağız posteri.


O posterde bizler için özel biri vardı, Tanju Çolak. Müthiş bir golcü idi. Vuruşlarına dikkat ederdim. Ertesi gün plastik topta veya çorapla maç yaparken kendi kendime o vuruşları çalışırdım. O bizim gözümüzde şu an için dünyada futbolu izleyen herkes için Messi neyse o idi. O zamanlar Avrupa futbolu ne bilmezdik ki. Evimizde siyah beyaz bir televizyon vardı ve sadece TRT vardı. Babama kahvehaneden renkli televizyonu getirmesi için yalvarırdım. Yazık adamcağız beni kıramaz her Galatasaray maçının olduğu gün televizyonu sırtlar çıkarırdı eve. Sabah geri götüreceğini bildiği halde. Maçın başına oturdum mu kalkmak bilmezdim.


Sonra birgün radyodan bir haber dinledim. Tanju Çolak Fenerbahçe'ye transfer olmuştu. İnanamadım. Şaka mı ne diye düşünüyordum. Başımdan aşağı kaynar sular dökülmüştü. Ağladığımı hatırlıyorum çocukça duygularla. Sonra annemin özene bezene duvara astığı posteri aldım dışarı çıkardım. Odun kırarken anneme yardım edebilmem için babamın bana özel yaptığı küçük nacakı aldım elime. Hep Tanjunun olduğu bölgeye getire getire parçaladım o posteri.


İşte daha o zamanlar öğrenmiştim ben endüstriyel futbolu maalesef. Onlar için bizim duygularımızın önemi yok. Yüzlerce küçük çocuk ağlamış umurlarında değil. Onlar aldıkları paraya bakarlar ve gelecek yaşantılarına.


Şimdi biliyorsunuz Galatasaray efsane adamlar için günler yapıyor. Liste varmış bi yerlerde güya resmi sitede ama ben bulamadım listeye. Buradan çok rica ediyorum Galatasaray yöneticilerine eğer o listede Tanju Çolak varsa kaldırın o listeden onu. O ve onun gibileri kaldırın bu listeden. Galatasaraylı olması umrumda değil. O bizleri önemsemeden gittiyse biz onu neden önemseyelim?


O listede olmayı hakedenler endüstriyel futbol için değil Galatasaray için göreve her daim koşan adamlar olmalı. O nedenle ki o listede Tanju değil Hagi olmalı. Fatih Terim olmalı. Ağzından salyalar akıtan K.Hakan olmamalı. Ali Sami Yen'de GS'a gol atınca kuyruk acısından dolayı bizleri önemsemeden golün sevincini yaşayan o dönemin G.Birliği yardımcı antrenörü B.Korkmaz olmamalı. Her fırsatta yabancıların aldığı paradan dem vurup takımın altını kazanlar asla olmamalı.


Sizler çocukların hayalleri ile oynadığınız ve onları salya sümük halde bıraktığınız için asla ve asla bu dünyada istediğiniz huzuru bulamayacaksınız Tanju, Emre, Feyyaz, Tümer ve aklıma gelmeyen diğerleri.


28 Eylül 2011

Özledik Seni Sasa İlic



Senin gibi bir adamı kim neden gönderir? Lincoln sevdasındaki taraftarın seni hemencecik harcaması da cabası tabii. Nerdesin güzel kardeşim özledik seni. Şimdi 5-10 gol atanı baş tacı eden taraftar 59 maçta 22 gol atan geldiği ilk sezonda ortasahada oynamasına karşın 12 gol atan bu adama neden sahip çıkmadığını düşünüyormudur acaba? Sizce de şu anki GS takımına o İlic cuk diye oturmazmıydı?

Szymek



Trabzonspor tarihinin Şota'dan sonra benim bildiğim bana göre en efektif yabancısı. Verdiği paslar, ortasahadaki liderliği ile bence çok şey katmıştı Trabzonspor'a. Yattara'ya gösterilen sevgiyi daha fazla hakediyordu bence. Nereden çıktı şimdi derseniz. Adrian'ı izledikçe sadece ben mi hatırlıyorum yoksa başka hatırlayanlar da oluyor mu? Trabzonspor'dan ailevi sorunlar nedeniyle ayrılmak istemiş ama başka yerlere çekilince Trabzon yöneticileri tam bir karadenizli inadı sergilemiş ve Szymek'e futbolu bırakmaktan başka çare bırakmamışlardır. Adrian'ı her izlediğimde kendisini hatırlıyorum. Ama açık konuşmak gerekirse Adrian'ın Szymek'i geçeceğini düşünüyorum. Umarım yanılmam.

Karpin-Mostovoi-Arshavin



Rus futbol dünyasının benim tanıdığım ve izlemekten zevk aldığım üç oyuncusu.

Valery Karpin ve Mostovoi'yi Celta Vigo sayesinde tanıdım. Yetenekleri ve birbirlerini tamamlamaları ile harika bir ikili gibi duruyorlardı.

Karpin sağ kanatta oynardı başlarda daha çok. Mostovoi bildiğin 10 numara idi. (Gerçi daha sonra Karpin Espanyolda 10 numara gibi oynadı diye hatırlıyorum. ) Celta Vigo ile yanlış hatırlamıyorsam 2000 yılında InterToto kupası kazandılar ki o kupanın kazanılmasında bu ikilinin büyük katkısı var. Onlardan sonra Arshavin gelene kadar Rus futbolu öksüz gibi kalmıştı bence. Şimdi Arshavin o tadı yeniden veriyor.

Aklıma geldiler. Kısa bir saygı duruşu yapayım istedim.

Tanıdık geldi mi?



Dün akşamki M.United-Basel maçının hikayesi. Macın henüz basında Manu 2-0 öne geçiyor. Daha sonra Basel toparlıyor ve maçı 3-2'ye tasıyor. Son dakikalarda Manu bir gol daha buluyor ve 3-3 bitiyor maç. Hatırladınız mı? Kesin Basel hakemi ayarlamıştır. Tövbe tövbe sövecem şimdi.


Arif Erdem ve Kubilay Türkyılmaz'a selam olsun. Tabii Ümit Aktan'a da...

27 Eylül 2011

Skibbe'nin Hataları



1. Sağ açıkta Koray yerine Burhan ile başlamaması

2. Galatasaray'ın üzerine gitmeye korkması.

3. Forvette seri bir adam yerine gücü ile oynayan ve karşısında Ujfa olunca kalakalan M.Yıldız ile başlaması. Ben olsam Kamara-Serdar-Burhan-Erkan dörtlüsü ile zorlardım yavaş GS defansını. Bir nevi 4-2-4 oynardım. İlerdeki dörtlü sürekli yer değiştirir ve bizim defansı maymuna çevirirdi.

Gladyatör


Kaptanlık pazubandının kolunda olması gereken kişi belli oldu. Melo eyvallah ama saha içinde takımın lideri kesinlikle Ujfa.

Ömer Toprak



FM2011 oyununda Galatasaray'ı ilk aldığımda yaptığım ilk şey Servet ve Gokhan'ı satıp Eren Gungor ve Omer Toprak'ı almak ne pahasına olursa olsun. Yani anlayacagınız oradan bir sempatim var kendisine. Gerçi oyunda hep Türkiye'yi reddediyordu ama dün yaptığı açıklama ile kalbinin Türk gibi çarptığını ve Türk Milli Takımı'nı seçtiğini söylemiş. Bu bizim için iyi haber. İnşallah Hiddink Oğuz'a kanmaz bu sefer de gider bu adamı milli takıma alır. Burada görev biraz da bizde. Kamuoyu baskısı yaratmamız şart. Hayırlı olsun. Tebrik ediyoruz kendisini.

26 Eylül 2011

Tokatspor taraftarı

Bozüyük-tokat maçını yazmıştım daha önce. O maçı saolsun 365gunspor.com sitesi almış haber yapmış.
Altına Tokatsporlu bir arkadaşım yazı yazmış. 9-10 kişi dememe ve o rakamın sonuna gülücük koymama bozulmuş.
Benim oradaki gülücük işareti koymamın sebebi sizleri küçümsemek değil bilakis sizlere o maçta duyduğum sempati. Keza bu durumdaki bir takımın bile peşine koşa koşa geldiyseniz benim sizleri aşağılamak gibi bir hakkım olamaz. Bunu yapmayı aklımın ucundan bile geçirmem. Tam tersi böyle taraftara her zaman saygı duyarım. O nedenle yanlış anlaşıldıysam özür dilerim ama lütfen okudugunuz yazılarda da futboldan keyif almaya bakın fanatikliğin anlamı yok.

25 Eylül 2011

Bozüyükspor 3-1 Tokatspor


Henüz Bozüyükspor-Tokatspor maçından geldim. Tokatspor'a çok dikkat ettiğimi söyleyemem. O nedenle sadece Bozüyükspor'u yazacagım. Aslında videoda vardı ama maalesef kamera çok kötü çekmiş o nedenle koyamayacagım. Resimlerde de anlaşılacağı üzere ummadığım bir şekilde yer kalmamıştı statta ve kapalının ancak bu kadar kötü bir yerinde oturuyor idim :(
Bozüyük maça 4-4-2 sistemi ile çıktı. Bozüyük ilk 11'i şu şekilde idi.
Kale: Ozan Öztürk
Sağdan Sola defans: Kadir, Özkan, Kemal, Muhammet
Ortasaha: Mikail, Hacı Mustafa, Yasin, Muharrem
Forvet: Ahmet Kuru, Furkan Aydın


Daha henüz başında (1.dk) Ahmet Kuru'nun attığı gol ile öne geçti Bozüyükspor. Top kontrolü sürekli Bozüyükspor'da idi. 15-20. dklar arası hariç Tokatspor topla hiçbir zaman üstünlük gösteremedi. Bozüyükspor ilk yarıda daha çok soldan atak yaptı ki mantıklı olanı da bu idi. 33 sırt numarası forması ile zaten maç başlamadan sempatimi kazanan Muhammed mükemmel oynadı. Soldan inanılmaz etkili bindirmeler yaptı. Defansı da aksatmadan yaptı üstelik. Şu an izlediğim bu adam bu lige fazla kalır onu açıkça belirtelim. Çorumspordan transfer edilmiş. Bank asya takımlarına şiddetle tavsiye edilir. Sağ bek Kadir ilk yarıda en çok aksayan iki adamdan biri idi. İkinci yarıda toparladı ve sağ kanattan ciddi akınlar yapılmasını sağladı. Stoper ikilisi son derece uyumlu idi. Takım kaptanı Kemal son derece soğukkanlı bir isim. Özkan da ona ayak uydurdu. Bir pozisyon haricinde kafa topu vurdurmadılar sayılır. Maçın sonunda dikkatsizlikten vurdurdukları top da gol oldu zaten. Kaleciye çok iş düşmedi bugun.
Ama takımda birine özellikle parantez açılması gerekiyorsa 23 sırt numarasını taşıyan Hacı Mustafa Karabulut'a açmak gerekiyor. TFF'nin sitesinden gelir gelmez baktım kaç yaşında diye. 1988 doğumlu. Muhammed'i Bank Asya'ya tavsiye ettim ama Hacı Mustafa'yı şiddetle ortasıra TSL takımlarına öneririm. İnanılmaz zeki, inanılmaz teknik ve inanılmaz mücadeleci. Her mücadelede ayakta kalmaya çalışıyor. Eğer takım arkadaşları birazcık onun zekasına yaklaşabilselerdi fark daha da büyüyebilirdi. Maçın sonlarına doğru çektiği şut mükemmeldi akıl dolu idi. Direkte patlamasa haftanın golü idi. Sağ çaprazdan sol doksana takıyordu az kalsın. Ortasahadaki partneri de Yasin idi. İnanılmaz savaşçı bir oyuncu. Hacı Mustafa kadar teknik değil ama aklıyla oynuyor o da futbolu. Azmi sayesinde hakettiği golü de buldu. 2. golü o attı. Sol açık Muharrem ilk yarıda iyiydi ama ikinci yarıda oyundan düştü. Zaten hoca da çok geçmeden değiştirdi kendisini. Sağ açıkta Mikail oynadı. Mikail Eskişehirspor'dan kiralık gelen bir isim. Sağ tarafta etkili olamadılar ilk yarıda ama ikinci yarıda Kadir'in de toparlaması ile sağdan çok ciddi tehdit oluşturdu. Son golü de o attı zaten.
Forvette Furkan'ı hiç beğenmedim açık konuşayım. Eğer hep böyleyse yakın zamanda yedek kalır. Boy uzunluğu falan da kurtaramaz kendisini. Yedekte bekleyen isim Okan Öztürk siz anlayın işte. Partneri Ahmet Kuru idi. Maçın başında attığı gol ve ileride top tutan isim olması ile takıma bir anlamda abilik yaptı. Ayağına top yakısıyor.
Taraftara gelecek olursak. Stat küçük. Bir kapalı tribun var bir de kale arkası. Yani toplam iki tribunu var. Bizim bulundugumuz kapalı tribunu kısmen daha ağırbaşlılardan oluşurken kale arkasında normal olacak ateşli gençler vardı. Takıma çok güzel destek verdiler. Bir ara Tokatspor taraftarı ile karşılıklı tezahurat yapmaları da çok güzeldi. Tokatspor taraftarı dediysek 9-10 kişiden bahsediyorum :) Bir ara o kadar karsılıklı tezahurat yaptılar ki Tokatspor taraftarı işi abartıp "Kapalı uyuma takımına sahip çık" tezahuratı yaptı :)) Kısacası ani alınmış ama yerinde bir kararla zevkli bir maç izlemiş oldum. Bu sene bunu çok sık tekrarlayacağım galiba.Ha bu arada Tokatspor'un golünü de son dakikalarde sonradan oyuna giren tecrübeli Mustafa Kocabey attı. Eski bir dostu görmek güzeldi. Bozüyükspor'da Volkan Arslan yedekti. Maç boyu da yedek kaldı. Burada bile forma bulamıyorsa durum kötü demektir.

Mersin

Dün maçı izlerken kale arkasından bir ara denizi gördüm. Ya da öyle zannettim. Mersin'i ne kadar özlediğimi farkettim.
Bilmeyenler için biraz Mersin'den bahsedelim. Mersin bir nevi küçük İstanbuldur. Her milletten her çeşit insan mevcut benim şehrimde. Benim çocukluğumda emekli şehri denilirdi ama zaman geçtikçe büyüdü. Büyüdükçe daha çok göç aldı. Büyümesi iyi mi kötü mü bilemiyorum. Benim çocukluğumda okuldan sonra aksam ezanına kadar oynadıgımız maclardan sonra bos araziye uzanır ve denizi ve denizdeki gemileri seyrederdik. Çocuk aklımızla gemiler ucuyor mu lan derdik kendi kendimize. Bütün yorgunlugumuz giderdi. Şimdi oynadıgımız alanda apartmanlar var. Denizi görmek zaten namümkün.
Görebildiğimiz tek bina resimdeki bina. Mersin'de Metropol deriz biz kendisine ama tabii kendisi bir otel. Japonların yaptıgı bu bina rivayet edilir ki altından kayma sistemli yapılmıştır ve 8.9 luk depreme bile dayanıklıdır. Ve yine rivayet edilir ki 46. katından sonra aksam Kıbrıs'ın ısıklarını görebilirsin.Mersin Limanı çok önemli bu kent için. Serbest bölge sayesinde birçok insan ekmek yiyor. Gerçi bir anlamda kaçakçılığında merkezi oluyor çoğu zaman.
Mersin havaalanı olmadığından ve liman ve narenciye üzerine yoğunlaştıgından sahil şeritleri belli illerden gelenler hariç pek ilgi çekmez. Halbuki alanyada da çalışmış ve oralardaki sahilleri de görmüş biri olarak açıkça söyleyeyim ki Mersin'in bazı yerleri var ki gördüğünüzde kafayı yiyebilirsiniz. (Şimdi Yapraklı Koy'da olmak vardı. Elinde bir bira ohhh)

Resimde gördüğünüz yerin adı Kızkalesi. Hikayesi Kız Kulesi ile benzer. Gece o tarafa doğru giderken yolda hafiften bir yokuş çıkarsınız. Çıktıkça Kız Kalesinin ışıklarını ve en sonunda da parıldayan Kız Kalesini görürsünüz. O manzarayı görmeyeli nereden baksan 3-4 sene oldu. Özledim lan.
Bunun dışında Mersin'de tarihi yer o kadar fazla ki. Cennet Cehennem Mağaraları, Kanlı Divane, Viranşehir, Kleopatra Kalesi ve şu an aklıma gelmeyen bir sürü yer.Şu resimde gördüğünüz şeyler Mersin'in meşhur tatlı ve yemekleridir. Tantuniyi bilmeyen yoktur herhalde diyeceğim ama bilmeyen vardır en azından gerçek tantuniyi :)) İkinci sıradaki resimdeki tatlının adı cezerye. Lokuma benzeyen ama farklı tadı olan havuctan yapılan bir tatlıdır. Üzerinde mutlaka hindistan cevizi ile yenir. Üçüncü sıradakini Mersinliler haricinde pek kimsenin duydugunu zannetmiyorum. Tatlının adı Kerebiç. Benim cocuklugumda sadece ramazan aylarında yapılırdı. İftar vaktinde yenirdi. Üstünde gördüğünüz şey bildiğiniz köpük değil. Çövenotunun kaynatılması ile elde edilen köpüktür. Doğaldır yani. Şimdi Kerebiçci Oğuz yılın hergünü çıkarıyormuş. İnternet sayfasından sipariş verebiliyorsunuz. (çok okunan bir adam olsak reklamlarını yaptık diye gönderirlerdi beleşe heralde :))
Son olarak Tevfik Sırrı Gür ve deniz. Tabii stat artık böyle değil. Yenilenmiş gayet güzel şirin bir stat olmuş. Ayrıca bazıları Mersin İdman Yurdu adını Mersin BŞB olarak yazıyor yanlış yapıyorlar. Mersin'in basketbol takımlarının adı Mersin BŞB'dir. Futbol takımının adı Mersin İDMAN YURDU'dur.

Mersin İY-G.Antepspor Maçı


4 maç 9 puan. Daha ne ister ki bu durumdaki bir takım. Bilet fiyatlarının kısmen düşürülmesinin ardından stadın tam olarak olmasa da bayağı bir dolması. Güzel bir maç bekliyordum. Mersin istediği gibi başladı maça. Zaten ilk golden sonra da belliydi Mersin İdman Yurdu'nun kazanacağı.
Mersin maçta sol ve sağ bekler sık sık hucuma destek verdiler özellikle sağ kanada iki maçtır İlhan Ozbay'ı monte etti Nurullah Hoca. Adından sıkça bahsettiğimiz Nduka sağ kanatta çok etkili bir silah olmasının yanında defansa da bayagı yardım ediyor. Ayrıca inanılmaz seri ve hızlı olması rakibin sol kanadını perisan ediyor. Rakibin sol bekini ve acıgını cıkartmadıgı her macta macı rakip kaleye yıkacaktır Mersin. Ve bunu saglamanın en iyi yolu hucumcu bir bekten geciyor. Bu takımda da tek hucumcu sag bekin İlhan oldugu dusunulurse insallah Nurullah hoca bu durumdan vazgecmez. Nduka bu takımın en iyi gol silahı. Stoperler artık birbirini tamamlıyor. İ.Kaş da stopere geçtiğinden beri fark yaratıyor. Ama defansın lideri kesinlikle Boum. TSL'de her takımda ilk 11 oynayabilecek bir adam. Mustafa Keçeli tecrübesi ile bu takıma son derece yararlı olacağını gösterdi. Ayrıca hucuma verdiği desteğin de fark yaratacagını dun belli etti. Nobre'ye verdigi pas cok guzeldi.
Ortasahada gecen yazımızda atladıgımız Zurita kaptanlık bandının hakkını sonuna kadar veriyor. Ben Yahia günden güne farkını ortaya koyuyor. Moritz hazır değil ama top ayagına yakısıyor. Erman sol acık arayısında sol acıkta oynadı Moritz ile değişmeli olarak. Erman topun tutulması gerektigi anlarda yararlanılması gereken bir adam.
Hucum bölgesinde Nobre takıma liderlik yapıyor. Cok yararlı oynuyor. Buyuk takımlar icin yetersiz Mersin gibi takımlar icin muhtesem bir adam konumunda. Yerli statusunde olması da cabası. Mac sonunda Türkçe röportaj vermeye calısması da cabası. Bravo. Moritz yarıyor galiba.

Arda vs Messi



Arda ile Messi'yi karşılaştırmak tam olarak bu şekildedir. Sağdakine sahip olan soldakine gülüp geçer. Soldakine sahip olmak için günlerce aylarca hayal kuran insanlar vardır(misal ben) ve sahip oldukları veya olacakları en güzel araba budur.

24 Eylül 2011

Neden Hagi Demezler?

Lig TV'de yayınlanan Quiz programını biliyorsursunuzdur. Bilmeyenler için eski veya yeni futbolculara çeşitli sorular sorulan bir program. Arasıra GS'ın eski futbolcularına denk geliyorum. "Gördüğün en yetenekli futbolcu" sorusunun cevabını nedense direkt Hagi diye cevaplayan olmaz. Şu an izlediğim Arda Turan'da Emre B.'yi Tümer'i saydı ama hala arkada top toplarken kendisini sevindiren adamın adını söylemedi. Keza daha öncekiler de pek saymıyorlardı. Arda'ya idolun kim diyorlar en iyi idol herhalde Zidane olur diyor. Ya arkadaş tamam eyvallah Zidane buyuk topcu ama agzından bir Hagi cıksın be kardesim.
Bu eski fubolcular neden Hagi ismini pek telafuz etmek istemezler anlamıyorum. Bizim bilmediğimiz birşey mi var? Hagi'yi kıskanıyorlar mı? Nedir yani?

Semih Kaya




Galatasaray altyapısının son dönemlerde yetiştirdiği en ümit vaat eden oyuncusu. Şu sıralar ne durumdadır nasıldır bilmiyorum. Tek hayıflandığım nokta Hamburg maçlarında oynatılmamasıdır. Büyük Kaptan dediğimiz adamın en büyük kazığıdır Hamburg maçları bize. (Kendisini gencecik yasında sahaya sürenlerde acaba o cesaret olmasaydı kendisi gibi bugun B.K. adı duyulurmuydu?) O maçta oynasa idi ve iyi oynasa idi (muhtemelen öyle olacaktı) şu an ne durumda olurdu acaba? Kariyerinin kırılma noktasıydı belki de o Hamburg maçları.

Umarım bu sene Türkiye Kupası maçlarında Ceyhun ile beraber oynarlar ve inşallah çok çok iyi oynayıp bizi iki kazmadan kurtarırlar.

Anket (Forvet Dediğin)

Forvet nasıl olmalı?
Savaşan hucum pres yapan birisi mi?

Vurduğunu atan birisi mi?

Hızlı sprinter birisi mi?

Oy kullanmak isteyenler sağ şeride geçsinler.

Benim oyum tam ortada duruyor.

Aklıma Aniden Gelenler#11



Sparta Prag'ta yıldızı parlamış daha sonrasında Vestel'in armağanı olarak Türkiye topraklarına adım atmıştır. Benim çok beğendiğim bir oyuncu idi. Fark yaratabilecek kalibrede bir adamdı zira bence yaratmıştı da. Manisaspor'da bir sezon kaldı. Değeri bilinmeyen bir abimizdi bence.



22 Eylül 2011

Mersin İ.Y. Üzerine

İlk üç maç sonucunda 2 galibiyet 1 mağlubiyet hiç fena değil. Önce genel eleştirimizi yapalım yönetim ile alakalı daha sonra takımı değerlendirelim.
Mersin'de hangi aklı evvel o sıcakta saat 16:00'ya maç koydu diyordum ama meğerse ışıklandırma yetişmemiş. Arkadaş Mayıs sonunda ligler bitti Eylülde geri başladı. Yani önünüzde 3 ay vardı. Nasıl yetiştiremediniz?
İkincisi takım şampiyon olmuş. Enva-i çeşit ürün olması gerekiyor. Mersin'e gittiğimde stadın karşısındaki MİY Store'a gittim. Neredeyse hiçbirşey yok. Forma almak için gitmiştim. Olan tek forma da kırmızı lescon forması idi. Neyse dedim içimde kalmasın diyerek içime hiç sinmeyerek aldım. Şehir böyle birşeye aç ve sen bunu değerlendiremiyorsun.
Üçüncüsü kombine fiyatlarını neredeyse 3 büyükler seviyesinde belirlemenizde cabası. Bursa maçının bilet fiyatları keza pahalı imiş.
Dördüncüsü o kadar statta bakım yaptınız. E be kardeşim o kadar adama o kadar küçük kapı yeter mi. Sonra olaylar çıkıyor çevik kuvvet direkt biber gazı ile dalıyor. İlk maçtan seyirciyi kaybetmek şahane olsa gerek bravo.
Neyse gelelim değerlendirmeye

Kale
Hakan Arıkan bu seviyede bir takım için gayet yeterli bir kaleci. MİY forumlarında şurda burda baya bir sallayanlar oluyor ama maalesef bakış açıları realist değil. MİY lige henüz çıkmış bir takım ve bu seviyede bir kaleci gayet yeterli bir transfer.
Defans
Defansta orta göbek kısmen daha derli toplu. Boum, Çağdaş, İ.Kaş, E.Güven, M.Polat bu bölge için yeterli. Boum'a dikkat demiştim ligler başlamadan önce. TSL standartlarında iyi bir stoper bence. Yanında son zamanlarda İ.Kaş oynuyor ki asıl bölgesine geçtiğinden olsa gerek bence yeterince başarılı oynuyor. Sol bekte M.Keçeli MİY için son derece yerinde bir transfer. Zamanında değeri bilinmemiş adam. Oynadığı maçlarda da son derece başarılı. Sağ bekte son maçta İ.Özbay oynadı ve şu ana kadar ki en iyi bek performansı onunkiydi kabul etmek gerekirse ki kendisi o bölge için yedeğin yedeği olarak düşünülüyordu. Ama hala sağ bekte sıkıntı oldugu dün aksam yenilen golde kendini belli etti. Ugur bombos vurdu kafayı.
Ortasaha
İnanılmaz alternatifli bir bölge ortanın göbeği. Gayet başarılı oynuyorlar izlediğim maçlarda. Defansif görevleri H.Üçüncü, H.Bayraktar yapıyor ki gayet başarılı yapıyorlar. Ofans defans arası bağlantıyı Wissem yapıyor. Bu adam oynadıkça daha bir dikkat çekecek. Dün yedek başladı ama girdikten sonra bence yeterli performansı verdi. Hucuma destek verecek isim Moritz. Türk Brezilyalı hucuma destek anlamında elinden geleni yapıyor. Duran topları kullanıyor. Hala yeterli değil ama zamanla daha iyi olacagının sinyallerini veriyor. Sağ kanatta bu adama dikkat dediğim Nduka oynuyor. Bu ligde çok can yakar. Tek eksiği hala son vuruslarda yetersiz kalması. Ama o etkiyi yaratacak bir yedeği de yok. Sol acıkta Erman oynadı Amoah oynadı ama hala orada gercek bir sol acık yok. Sezon basında cok istenilen Tonia Tisdell alınsa idi şu an Mersin adından en cok söz ettiren takım olurdu. Devre arasında bir Tisdell transferi bekliyorum hala ya da H.Üçüncünün kankası Yattarayı bekliyorum. Açıkçası sol açık ve sağ acık yedeği haric takım yeterli.
Forvet
Mert Nobre MİY için son derece yeterli bir forvet. Yedeğinde yer alan Kamanan, Beto zaman zaman Amoah da MİY'nin hucum bölgesinin zenginliğini gösterir. Nobre hucumda takıma liderlik ediyor tecrübesi ile ve cok da yararlı oluyor. Kafa toplarında, top saklama konusunda iyi. Seri değil klasik bir Nobre olarak ama şu hali ile Mersin'i ayakta tutar.

Genel toparlama
İyi bir sağ bek ve iyi bir sol açık ile bu takım ilk 8'i bile zorlayabilir.

Galatasaray Üzerine

Henüz nerde ne yaptığını bilmeyen bir oyun oynuyoruz. Oyunun hiçbir bölümünde hala o özlediğimiz rakibe üstünlük kuran ve biz bu maçı ne yapar eder alırız dediğimiz Galatasaray yok.
Kaleci
Mondiden sonra bana güven veren tek kaleci De Sanctis idi. Musleradan umutluyum ama hala birşeyler eksik. Gelen topların neredeyse hepsini sektiriyor. Açıkçası hala güven vermiyor. Ufuk dün yediği gol ile bir alkışı daha haketti. Yönetim keşke ne yapıp edip Sinan Bolat'ı alsaymış en azından kalede yabancı hakkını kullanmazmışız.
Defans
Takımın top oynamasını bilen biraz daha hızlı bir stopere ihtiyacı var. Elimizdeki stoperlerin en azından ilk 11 için düşünülenlerin hiçbiri çabuk değil. Çabukluk hızlı koşmak demek değildir benim gözümde. Çabukluk adam sana hamleyi yaptıktan sonra ikinci hamlesini yapmadan müdahale edebilmek demektir. Ben olsam bir maçta Ceyhun'u orada denerim. Geriden oyun kurabilen yavaş ama kısmen diğerlerinden daha seri bir adam. Sol bek sıkıntısı zaten artık inanılmaz belirgin. Hakan Balta geçen seneye göre daha etkili görünüyor ama yine de güven vermiyor en azından Çağlar hiç güven vermiyor.
Ortasaha
Orta göbekte oynayan mevcut adamlar şu an için Melo ve Selçuk. Topla oynamasını bilen adamlar. İkisi iyi olsa da bu ikisini tamamlayacak bir oyun kurucu bu takıma şart. Selçuk iyi niyetle bu işi yapmaya çalışıyor ama yetersiz kalıyor. Emre Çolak en azından şimdilik burada denenebilir. Kanatlara baktığımızda Riera'yı tam izleme fırsatı bulamadık ama yeterli olacak gibi görünüyor. Kazımdan sürekli bir performans beklemek hayalcilik olur. Keita gelseydi muhtemelen hucum atraksiyonlarında çok daha başarılı olacaktı takım. Takımda kısacası yaratıcılık ve hucumda cogalma konusunda sıkıntı var.
Forvet
Elmander, Baros ve Sercan. İyi bir Baros bu takımda her zaman oynar. Herkes Baros çok kötü diyor ama bundan önceki sezonlarda Baros'un yetersiz görünmesinin nedeni ilerde sürekli tek başına kalmasından kaynaklanıyor. Eski gücünde olmadığı da bir gerçek olmasına rağmen yeterli desteği alırsa daha etkili olacağı kesin. Elmander top tutmasını becerebilen fiziğini mükemmel kullanan bir adam. Etkili şutlarını devam ettirirse taraftarın yeni sevgilisi olur. Sercan F.T'nin kafasındaki Şükür-Erdem ikilisine uygun adam oldugu icin alındı. Taraftarın sevgilisi Baros'u tek başına bırakıp kötü oynuyor gösterildi ki kafasındaki bu planı uygulayabilsin. Elmander ve Sercan F.T'nin kafasındaki yeni ikili.

Genel toparlama
Kısacası takımın seri bir stopere, iyi bir oyun kurucuya ihtiyacı var. Forvete değil.

21 Eylül 2011

Helal Olsun





Bir GSlı olarak stadı dolduranlara helal olsun demekten başka birşey söyleyemiyorum. Gün boyu ruhumuzu sıkan haberlerden sonra bir nebze olsun bizi gülümseten fenerbahce kadınlarına bir futbolsever olarak teşekkür ederim. Resimler http://www.milliyet.com.tr/

16 Eylül 2011

İtalyan Spiker ve Bizim Basınımız

Malum görüntüyü hepiniz biliyorsunuzdur. Bilmeyenler de şuradan izleyebilir. Adam Milito gol kaçırınca çıldırıyor ama bizim basın hemen Trabzon attı spiker çıldırdıya bağlıyor olayı. Adam resmen bağırırken Diego diye inliyor görüntüde skor var dakikalar belli. Adam Trabzon gol atınca olduğu yerde kalakalıyor birşey söyleyemiyor. Yani adam gole değil kaçan gollere çıldırıyor. Tolga'ya selam olsun. Basınımız ne zamanki okuyucuya saygı duyar adam yerine koyar böyle gazlarla gitmez o zaman düzelir birşeyler belki.

15 Eylül 2011

Real Madrid Kırmızı Forma



Bu formayı muhtemelen Çinliler ve biz Türkler için tasarladılar. Daha önce heryerde görmüşsünüzdür daha önce elbette. Çin turuna çıktılar. Muhtemelen Çinde bu formadan baya bi satacaklar.

2 tam 1 yarım Türk oyuncuları var ve dolayısıyla kendilerini destekleyen Türk sayısında da artış olacağı aşikar. Milli takım maçlarına genelde forma giyerek giden Almanyadaki gurbetçilerinde bu formaya rağbet edebileceklerini düşünüyorum.

Adamlar düşünerek iş yapıyor biz hala Store dan aldığımız ürün neden gelmiyor diyoruz.

Aklıma Aniden Gelenler - 10



1980 Kolombiya doğumlu oyuncu Lucescu döneminde gelmişti Galatasaray'a. Fena oynamamıştı takımda klasik bir Luce teknik adamlığında. Severdim ben kendisini. Fatih Terim'in gelmesi ile beraber Galatasaray'da forma bulamamay başladı. Ülkemizde Gaziantepspor ve Ç.Rizespor formaları da giydi. Daha sonra ülkesine döndü. Şu an wikipedia'ya göre ülkesinin Deporivo Pereira takımındaymış. Doğru yanlış bilmiyorum.


CM-FM Efsaneleri -5



Georgi Kakalov ve Anatoly Todorov. Bu ikisini bir arada alırdınız Litex takımından. Takıma Tsubasa ile beraber Misakiyi almış kadar etki ederlerdi. Sezonda ortalama 25-30'ar gol atarlardı. Todorov için Bulgar futbolunun geleceği denirdi güya o zamanlar. Şimdi Brestnik isminde bir takımda oynuyormuş. Kakalov ise Vidima-Rakovski isimli bir takımdaymış.

Yıldız olacakken balon olmuşlar. Yazık olmuş


Inter Maçı



Trabzonspor son derece doğru oynadı maçın sonları hariç. İsteselerdi Inter'e 2. golü çok rahat atacaklardı ama istemediler. Skora yatmaya çalıştılar. Neyse ki 3 puan gitmedi.

Bütün takım iyiydi ama maçta öne çıkan adamlar başta Zokora daha sonra Colman ve Tolga.


Zokora mükemmel ciğeri ile mükemmel savaşçılığı ve uluslararası arenadaki tecrübesi ile dün akşam Sneijderi durdurması ile dün Trabzonspor'un en mükemmel adamıydı benim gözümde. Saha içi liderdi. Takımın oyunda kopmaya başladığını hissettiğinde oyununu biraz sertleştirdi ki takım toparlansın diye. Belki bu ne saçma yorum diyenler olabilir ama saha içinde hayatında ilk kez ŞL maçı oynayan adam saha içinde bu maçları oynamaya alışmış adamı o halde görünce biraz daha g.tünü yırttı.


Colman maça tutuk başladı ama dakikalar ilerledikçe sorumluluk aldı. Top tuttu ayağında takımını rahatlattı. Top benim ayağıma yakışıyor arkadaş dedi.


Tolga inanılmaz gelişim gösterdi. İlk kaleye geçtiği dönemler adamın kendine güveni yok heralde takım kalede kimin oynadığını farketmesin diye kendini Onur'a benzetmiş diye yorum yapmıştım:) Kendisinden özür dilemem gerekiyor zannedersem. Günden güne devleşiyor. Trabzonspor seyircisi çok şanslı 2 tane mükemmel kalecileri var ki daha 3. kalecileri nasıl bilmiyoruz.


Defans hattı iyiydi yine. Glowacki ve Cech tecrübesi ile öne çıkarken Giray ve Celustka dinamiklikleri ile ön plandaydı.


Hucumda Henrique de Vittek de savaşan oyuncular. Yeterlilerdi dün akşam için.


Halil iyiydi. Golden önceki vuruşu eski Halili hatırlattı. Şenol Güneş'in elinde yeniden parlayacağını düşünüyorum.


Alanzinho dün nedense spikerlerin hedefiydi. Bence elinden geleni yaptı. Haksızlık yaptılar kendisine kanımca.


Serkan Balcı şu an bu takımda en fazla sırıtan adam. Sağ açık oynayamaz. Temposu ve savaşçılığı ile rakibi rahatsız eder ama o kadar. Benim gözümde Sabri ile Serkanın hiçbir farkı yoktur.


Son olarak İlker Yasin çok ama çok rica ediyorum bırak şu spikerliği. Canın yerinde maç izlemek istiyorsa bas git izle bi dünya paran vardır. Lütfen aklımızda sadece ve sadece "Ve gol ve gol ve gol" diyen adam olarak kal. Zokora zokoro, pazziniye zarate muamelesi yapan adam olarak değil.

Maçın Adamı



Bu maçın adamı da bundan öncekilerin de bundan sonrasınında hatta Türk futbolunun da "ADAMI" bu adamdır.


Trabzonspor yönetiminin dik duramadığı zamanlarda dik durmasıyla Türk futbolunun ADAMIDIR.


Burak, Onur, Tolga gibi adamları yeniden futbola kazandıran ADAMDIR.


Adam gibi adam nasıl olunur onu gösteren ADAMDIR.

Trabzon seyircisi umarım böyle bir ADAM'a sahip olduğu için büyük mutluluk duyuyordur. Umarım bir salaklık yapıp yeniden bu ADAM'ı kaybedip olup olmadık kişilere "adam gibi adam" pankartı açmazlar.

Büyüksün Şenol Güneş. Senin ve takımının rezil olması için bekleyen rezillere en güzel ayarı verdin. Türk futbolunun senin ve ekibin gibi adamlara ihtiyacı var.

14 Eylül 2011

Genç 11

Severim böyle genç 11ler kurmayı. Sizce bu kadro TSL'de iş yapar mı?






Taro Misaki



Nankatsu'nun Tsubasanın gölgesinde kalmış iyi huylu oyuncusu. Sessizdir, mülayimdir, inanılmaz yeteneklidir hatta belki Tsubasa'dan bile ama liderlik özelliğinden ziyade mülayimliği ön planda oldugundan asla öne çıkmamıştır. Nankatsuya sonradan futbolu sevdiği için katılmış ve uzun süreli gezmeler sonunda mutluluğu burada bulmuştur. Tsubasa ile beraber attıkları şut hala akıllardadır.

Günümüzün Misakisi kim derseniz cevabım "I'm Kewell. Kewell from Galatasaray"

İshizaki



Captain Tsubasa çizgi filminin en komik elemanıdır heralde kendisi. Kazma ötesi ama takım sevgisi ve hırsı ile her zaman örnek adamdır. Tekniği yoktur ama yüreği kocamandır. Her takıma lazımdır. Tsubasa gelmeden önce takımın kaptanıdır :)

Günümüzün Ishizakisi kim mi? Tabii ki Sabri Sarıoğlu

ALF



İzlediğim ilk sit-comdur heralde. Uzaydan gelmiş kedisever (!!!!), delikanlı bir elemandır kendisi. Gülüşü ile kimini uyuz eder kimini kahkaha krizine sokardı. Aklıma geldi nedense. Bi kanal yayınlasa ya şu diziyi. Süperdi hakikaten.

12 Eylül 2011

Kararlar sezon sonunda?



Şike soruşturması ile ilgili kararlar sezon sonunda verilecekmiş.


Peki sene sonunda diyelim ki FB, Sivas vs. küme düştü.


Ve diyelim ki nisan sonunda Bursaspor FB'yi 1 kez yenmiş olsun Eskişehir ise 2 kez berabere kalmış olsun.

Bursaspor 4. sırada Eskişehir de 1 puan farkla (ikili averajda Bursaya üstün olsun)5. sırada bitirmiş olsun ligi.


Şimdi FB sezon sonunda küme düşerse eğer Play-Off'ta kim oynayacak?


Ha derseniz ki şike soruşturması hepsi bittiğinde olacak e o zaman bu takımların kaybettikleri nasıl giderilecek?


Ya da diyelim ki G.Birliği ve Sivasspor düşmemeye oynuyor ve FB'den 1 puan almayı başaran Sivas kümede kalıyor G.Birliği düşüyor. Ne olacak? (O zaman İ.Cavcav'ın suratını görmek isterim)


Yani TFF öyle kararlar alıyor ki aklıma şu fıkra geliyor:


Adamın biri birgün çok sıkışmış sağda solda tuvaletini yapacak yer aramış bulamamış. Neyse bir ara sokağa girmiş. İşini görmüş tam kalktığı sırada uzaktan gelen polislerle karşılaşmış. Polisleri görünce şapkasını hemen b.kun üstüne örtmüş. Polisler gelince hemen sormuşlar:

-Hayırdır hemşerim? Ne var orada?

- Ben kuş yakaladım da memur bey bir tane. Onu kaçırmamak için şapkamla tutuyorum. Zahmet olmazsa ben kafes getirene kadar siz bu şapkaya bastırsanız da bende hemen şuradan bi koşu alıp gelsem

- Tamam hemşerim ama hızlı ol gecikme bekletme bizi.

Adam hemen gitmiş. Gidiş o gidiş tabii.

Polisler 1 saat kadar beklemişler. En sonunda kuşu avuçlarına alıp saklamaya karar vermişler. Polisin biri şapkayı hemen kaldırmış diğeri de kuşu!!! avuçlamış. Elini çıkarınca ne görsün b.k tabii. Elindeki boku temizlemek için elini silkelemiş ama elini silkelerken de eli taşa çarpmış. Çarpmasıyla elini ağzına götürmesi bir olmuş.



TFF'nin durumu da aynı değil mi? Kurtulmaya çalıştıkça iyice beter duruma düşüyorlar.

Sabri Sarıoğlu



Şu futbol aleminde bu kadar haksızlığa uğramış 2. bir adam daha yoktur heralde. Adamın yetenekleri kısıtlı bunu herkes kabul ediyor. Fakat bu adam sağbek oynadığı vakitler takıma inanılmaz bir dinanizm katıyor ve bunu kimse adam akıllı farkedemiyor.



Milli takımda Hamit ile kurduğu birliktelikler keza dün sağ beke geçtiği anda hucuma verdiği katkı. Hucumcu bek olarak Sabri gerçekten yeterli bir adam.



Bir diğeri takımda herkes hocayı yollamak adına ya da küfür yememek adına yatarken Sabri'yi asla böyle bir durumda göremezsiniz. Kimileri 2-5 yenildiğimiz Kocaeli maçını söyler ama o maçta kim oynadı ki Sabri'yi suçluyoruz.



Sabri her takıma lazım bir sağ bektir. Orta yapmaya, duran top kullanmaya kalkışmadığı sürece Sabri candır.

Sponsor?



Haftasonu izlediğim maçlarda birçok takımın forma sponsoru olmadığını farkettim. Kimileri reklam olmadan formayı daha çok severler belki ama ben formada reklam olmayınca birşeylerin eksik kaldığını düşünürüm hep. Ankaragücü'nün forma sponsoru yok ama onlar kendi logoları ile güzel görünen bir forma üretmişler. Ya formana reklam alacaksın ya da böyle güzel bir forma yaptıracaksın.


Diğer takımlar sponsor mu bulamıyor yoksa buldukları sponsorumu beğenmiyor anlamadım. İkincisi olma ihtimali kuvvetli. Muhtemelen birçok takım zaten yayın gelirleri yeterli oldugundan forma sponsoru firmalardan abuk sabuk rakamlar istiyordur.

Kim ne derse desin iyi bir forma reklamı formayı daha bir güzel gösteriyor. Mesela resimdeki marshall ve gs forması harika görünmüyor mu?

Ne santraforu kardeşim



Bu takıma santrafor değil bir adet oyun kurucu bir adet seri bir defans oyuncusu lazım. Hala santrafor arıyorsak bu takımdan bu sene de bişey çıkmaz. Santrafora yardım edecek içeri girecek adam gibi biri olmadıktan sonra ne yaparsan yap olmaz. Değil Baros Drogba olsa bile farketmez.



Skibbenin takımını hatırlayın Kewell, Arda, Lincoln forvete inanılmaz destek oluyordu. İçeriye ciddi katkıları oluyordu. Şimdi öyle bir adam varmıydı Galatasaray'da?


Skibbe demişken hakikaten adamı bir kez daha özlediğimi farkettim Es-Es'in oynadığı futbolu görünce. Bu sene ciddi iş yaparlar.




Mersin İ.Y. fena oynamadı ama defans göbekte arıza vardı orada da. Bir de sol kanada ne yapıp edip Tisdell'i geri getirirlerse bu iş olur. İlk 10'da yer alabilir.

7 Eylül 2011

Penaltı



Dün penaltı kazandıktan sonra inşallah Arda gelmez topun başına dedim. Bunu üç nedenle söyledim.


Penaltı pozisyonuna kadar oyunun son dklarında artık oyun her durdugunda Arda baldırını tutuyordu.


İkincisi Arda hiçbir zaman iyi bir penaltıcı olmadı.


Üçüncüsü Arda inanılmaz duygusal bir adam ve o dk.da o penaltı ona kullandırılmaz.


Ben olsam gamsız Hakan Balta veya Selçuk Şahine kullandırırdım. Belki bu isimler saçma gelecek ama dün takıma baktıgımızda azıcık topa vurmayı becerebilipte sogukkanlı kalmayı becerebilen adamlar bu ikisi. (Takımın durumuna bak)


Ayrıca bir penaltı neden tam ortaya vurulur onu da hiçbir zaman anlamam. Köşeye vursa ve kaleci çıkarsa idi laf söylemezdim ama kaleciye kurtarma sansı en cok ortadan gelen toplarda dogar. Neyse geçmiş olsun ne diyelim.


Ayrıca penaltı dediğin resimdeki gibi atılır :))

Allah Belanızı ....

Ya arkadaş bu maddenin nesinden rahatsızsınız da değiştirilsin diyorsunuz. Nasıl adamlarsınız siz ya? Bu kadar mı onursuzsunuz? Para bu kadar mı gözlerinizi kör etti? Başkan bile bulamazlarmış. Bırakın zaten sizin gibiler ne başkan ne yönetici olsun. Biz futbolun ruhunun peşindeyiz sizin gibi paranın değil. Eğer ki bu yasa değişirse ve eğer ki benim bu yasa değişiminde sorumlu kişilerin üzerinde bir kuruş dahi hakkım varsa hakkımı helal etmiyorum arkadaş. Ya bu maddenin nesini beğenmiyorsunuz. İyi her önüne gelen istediği gibi şike yapsak, teşvik versin bir maşa aracılığıyla sonra vay efendim hep o yapmış olsun. Yok ya

1)Müsabakanın sonucunu hukuka veya spor ahlakına aykırı bir biçimde etkilemek veya buna teşebbüs etmek suçtur. Bir futbolcuya veya klübe teşvik primi verilmesi de bu kapsamdadır.
2)Bu hükmü ihlal eden kişiler bir yıldan üç yıla kadar müsabakalardan men veya hak mahrumiyeti cezası ile cezalandırılırlar. Klüpler ise küme düşme cezası ile cezalandırılırlar. İhlalin ağırlığına göre bu düşürme cezasına puan silme de eklenebilir.
3)İhlalde sorumluluğu bulunan kişi veya klüplere ayrıca para cezası verilir.

Nereden Nereye



Bir zamanlar Galatasaray'a gelmiş süper yetenek olarak lanse edilmişti. Şimdi Bozüyükspor transfer etmiş kendisini. Bakalım fırsat bulursak gider izleriz :)

Mbilla Etame



1988 doğumlu Kamerunlu oyuncu yanlış bilmiyorsam 2008 yılından beri vatandaşı Kibong ile beraber Adanaspor forması giymektedir. Yazılanlara göre Samuel Etoo'nun "varisimdir" dediği isimdir kendisi. Adanaspor forması ile çıktığı 84 maçıta 33 gol atmıştır. Geçen sene Zenke ile beraber gol krallığını kazanmıştır.


2008-2009 sezonunda Adanaspor forması ile 10 gol atmıştır.

2009-2010 sezonunda 8 gole imzasını atmıştır.

2010-2011 sezonunda ise 16 gole imzasını atmıştır.


Baktığımızda gayet başarılı bir performans sergilemiştir ki neden TSL kulupleri tarafından düşünülmez onu da anlamıyorum. Sorunludur desek zaten ülkem takımlarında sorunsuz futbolcu yok.

MİY Üzerine

Tahmini ilk 11 şu şekildedir.



Yeterli mi? Bana göre yeterli. Tek eksik oyunu çift yönlü oynayabilecek bir yedek oyuncu eksikliği. Yedeklere bakınca hucum konusunda bir sıkıntı olmayacagı aşikar. Beto, Kamanan,Moritz gibi isimler yedek kadroda. Defansta oynayan oyuncular hep çift pozisyonda oynayabilecek oyuncular. Yedek defans olarak Erhan Guven ve Mehmet Polat var.
Ortasaha yedeğinde Erman Ozgur, Hakan Bayraktar, Nurullah Kaya, Fatih Sen gibi isimler var.

Mersin İ.Y.'yi daha önce izlemediyseniz eğer şu isimlere dikkat etmenizde fayda var. J.Boum ve Nduka.
J.Boum hem stoper hem de sol bek oynayabiliyor. Çok kaliteli bir isim. Kısa zamanda dikkat çekeceği kesin.
Nduka inanılmaz hızlı ve yürekli. Maçı kolay kolay bırakmıyor. Son vuruşlarını da düzeltirse bu ligin yıldızlarından biri olur.

Transfer sezonu açıldığından beri nedense (heralde H.Üçüncü nedeniyle) Yatarra'nın MİY'ye geleceğini düşündüm. Olsaydı ne olurdu. Sağdan Yattara soldan Nduka yardırırdı ve ligin tozunu atarlardı.

*** Resimdeki arkadaşa bu sene pür dikkat kesilmenizi öneririm.