28 Mart 2009

İlk 11 Üzerine

Türkiye ilk 11'i belli oldu.

Volkan- Gönül, Aşık, Balta, Üzülmez - Aurelio, Belezoğlu, Turan, Şanlı - Şentürk, Kahveci

Bu ilk 11 hakkındaki tek endişem Balta'nın sol bek yerine göbekte tercih edilmesi. Zira daha önce defalarca belirttiğim gibi Balta'nın sol bekte olması takımlarımızı bence 1 kademe yukarı taşıyor. Çünkü adam hem hucumda elinden geldiğince Arda'ya yardım ediyor hem de sol iç göbekte oynayan stopere yardım ediyor. Sol stoperin bosalttıgı alanları çok güzel dolduruyor. Ama bunu ne Volkan Yaman ne de Deli İbo yapabilecek oyuncular değiller. O nedenle orada sıkıntı yaşarız gibime geliyor.

Onun dışındaki kadroya şahsen itirazım yok. Benim tahmin ettiğim takımdan sadece Kazo yerine Nihat sağ açık tarzı oynayacak Semih tek forvet olacak muhtemelen.

26 Mart 2009

Olur mu be


Galatasaray - Fenerbahce maçı 12 Nisan akşamı oynanacakmış. Ulan olur mu be. Ben o gün askeri birliğine henüz teslim olmuş bir adam olacağım. Muhtemelen o an içimden nerdeyim ben gibi sorular geçiriyor olacagım.

Boşver Uğur Abicim Biz Seni Biliyoruz.


Dün akşam resmen isyan etti Uğur Dündar haber programında. Ne kadar sinirli olduğu belliydi. Öfkesini elinden geldiğince kontrol etti. Boşver Uğur Abicim biz seni de onları da biliyoruz diyorum. Ama yine de nacizane bir eleştirim var. "Eşimin bensiz Brezilya ya ya da herhangi bir yere gittiği ispatlansın ben bu işi bırakırım hatta intihar ederim. Bu namus meselesi" dedi. İntihar kelimesini sizin gibi aklı başında ve insanlara örnek olan bir insanın kullanmaması gerekiyordu. Uğur Dündar'ın videosunu görmek isteyenler buyursun.

İspanya Maçına Doğru


Milli takımın İspanya maçlarına çok az kaldı. İspanya maçına giderken en büyük sıkıntıyı şüphesiz defansta yaşıyoruz. Defansın göbeğinde kimin oynayacağı üzerine varsayımlar yapılıyor. Önce varsayımlara bakalım. Sonra bunlar üzerine yorumlarımızı yapalım.

Gökhan Gönül, Emre Aşık, Eren Güngör, Hakan Balta
Gökhan Gönül, Emre Aşık, İbrahim Kaş, Hakan Balta
Gökhan Gönül, Emre Aşık, Hakan Balta, İbrahim Üzülmez


Bu defans dörtlülerinden ben olsam birincisi seçerim. Üçüncüsünü asla tercih etmem. Üçüncüsünü asla tercih etmem çünkü üçüncü seçenek milli takımın hem defans hem ofans gücünü yarı yarıya düşürüyor. Galatasaray'da seyrettiğimiz Hakan Balta-Arda sol kanadının ne kadar etkili olduğunu biliyoruz. Hakan Balta sadece hücumda Arda'ya yardım etmekle kalmıyor aynı zamanda sol stopere de inanılmaz yardım ederek defansın rahatlamasını sağlıyor. Galatasaray'ın Hakan Balta'nın olmadığı ya da defansın göbeğinde oynadığı maçlarda defansif açıdan ne kadar sıkıntı yaşadığını biliyoruz. İbrahim Üzülmez'in iyi niyetine, çalışkanlığına lafım yok ama ne defansif ne ofansif anlamda Hakan Balta'nın yerinin doldurulamayacağı da bir gerçek.

Diğer iki tercihten neden birincisi tercih edeceğim konusuna gelince. İbrahim Kaş yetenekli bir genç kardeşimiz ama Eren Güngör'ün de ondan kalır yanı yok ve düzenli olarak takımında yer bulmakta. Şimdi denilebilir ki Kaş Eren'e göre daha tecrübeli. Ben bu söze katılmıyorum. Tam tersi Eren Güngör İbrahim Kaş'a göre daha tecrübeli. Madrid'de ki stada ilk kez çıkacak deniliyor. Doğrudur ama Kaş kaç kez çıktı ki? Eren Güngör en azından uzun zamandır takımında forma giyiyor ve Avrupa'nın en ateşli seyirci toplulukları arasında sayılan Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş tribünlerinin önünde oynadı futbolunu. Evet bu stadlar belki Bernebau'nun yanında devede kulak diyeceksiniz ama ben buna da katılmıyorum. İnönü, Ali Sami Yen ya da Saraçoğlu bu stada göre daha ateşli bir seyirci topluluğuna sahip stadlar.


Son olarak Terim'in çıkarmayı planladığı kadronun ne olduğuna bakalım. Terim'in açıklamaları ve Terim'in karakterini göz önüne alarak yapacağım değerlendirmemi.

Kalede ne olursa olsun Volkan Demirel'e görev verecektir.

Defansı zaten yazdık.

Orta göbekte Emre-Aurelio ikilisini oynatacak. Bu ikili takımın hem ön liberoları hem oyun kurucuları olacak. Onların önünde ve yanında solda Arda oynayacak. Arda bu takımda yeri en garanti adamlardan birisi. Ortada Tuncay Şanlı'ya serbestlik verecek. Sağ tarafta herkesin beklediğinin aksine Kazo oynayacak. Bu öndeki üçlü sürekli yer değiştirecek. Hatta Tuncay ve Kazo sürekli ikinci forvet konumuna bürünecek.

Forvette tek adam Nihat ya da Semih olacak. Ben hocanın Nihat'ı tercih edeceğini düşünüyorum. Puyol olsaydı muhtemeln bu isim Semih olacaktı ama bu defa uzun ama bence ağır savunmanın arasına bomba olarak Nihat'ı koyacak yanına da yukarıda belirttiğim gibi hızlı ve aniden patlayan Tuncay ve Kazo sık sık sokulacak.

Hadi hayırlısı diyelim. Bu maçlardan en azından Türkiye'de olanında 3 puan almamız lazım diye düşünüyorum. İnşallah başarırız. Ayrıca ben birçoklarının aksine Milli takım söz konusu olunca büyük takımlardan değil küçük takımlardan çekiniyorum. O nedenle İspanya maçlarında milli takımın beklediğimizden iyi olacağı umudunu taşıyorum.

24 Mart 2009

Neden Seviniyoruz Anlamıyorum ki


İspanya takımında Iniesta sakatmış sevindirici habermiş. Tamam Iniesta önemli bir isim olabilir bu takımda ama onun yerine oynayacak bir adet Xabi Alonso orada durmuyor mu? Bu adam önüne geleni deviren Liverpool'un oyuncusu değilmi? Liverpool'un en önemli adamı değil mi ? Ki zaten her zaman Iniesta'nın overrated bir oyuncu olduğunu tam tersine Xabi Alonso'nun da underrated olduğunu düşünmüşümdür.

Kendi Kendini Yerle Bir Etmek


1-) Galatasaray haksız yere belki de sözleşmesini uzatmadı. En azından sözleşmesini uzatmalı, yedekte de olsa kalmalıydı. Vefa için yapmalıydı bunu.

2-) Güzel bir jübileyi hak etti. Ama o sözleşme uzatılmamasını dert etti. Devam edeceğim etmeyeceğim derken futbolu bıraktığını açıkladı. Sonra yönetimi suçladı.

3-) Yönetimi suçlamaya devam etti. Galatasaray'ın yönetimden oluşmadığını, Galatasaray'ı var eden unsurun yeri geldiğinde senelerce şampiyonluk bekleyen, beklerken de basbas bağıran taraftar olduğunu unuttu.

4-) Yönetimle arasındaki sorunu Galatasaray ile arasında kabul etti. Yönetimi mat ettiği için Gençlerbirliği hocası olarak sevindi. Tribündekiler zaten Galatasaray değildi. Galatasaray başkandan yönetimden ibaretti zaten.

5-) Sonra çeşitli takımlara gitti hocalık için. Olmadı. Ara ara boş kaldı. Boş kaldığında zahmet edip gelmedi Ali Sami Yen'e. Ne gerek vardı ki zaten bu yönetim varken. Yönetim GS demekti çünkü.

6-) Takımın başına geçmesi teklif edildi. Kabul etti kendisini uzaklaştıran eski futbol şube sorumlusu yeni başkanın teklif ettiği görevi. Artık Galatasaray'la barışmıştı. Çünkü GS demek yönetim demekti ya.

7-) Takımın başına ilk çıktığı maçta uzun zamandır kimseye nasip olmayan bir sevgi seliyle çıktı sahaya. Tribündekiler Büyük Kaptan diye yırtınırken önemli değildi onun için.

8-) Takım tat vermiyordu ama tribündekiler sesini çıkarmıyordu Büyük Kaptan'ına. Ne de olsa o çıkık koluyla sahada oynamaya devam etmişti. Ha Galatasaray için ha kendi kariyeri için farketmezdi. O final maçında çıkık kolla GS formasıyla oynamıştı ya yeterdi.

9-) Eski takım arkadaşlarını kollamalıydı. Onlar iyi oynamasa da Galatasaraylıydı!!! onlar hak ediyorlardı formayı. Kendisine yapılanın aksine. Tribünlerin ne dediği önemli değildi. Zaten ne yapmıştı ki tribündekiler. Kimdi ki onlar.

10-) Bu atkı da nereden çıktı. Şurda karizma takılmalıydı. GS forması, eşofmanı, atkısı da neymiş. Karizma olmalıydı, karizma görülmeliydi. Takım elbiseden vazgeçmemek lazım. Klasik giyinmek lazımdı. Zaten Galatasaray değildi onu Büyük Kaptan yapan. Oydu Galatasaray'ı büyük yapan.

23 Mart 2009

Allah rahmet eylesin


Bitmişse
Kızıllığını avuç avuç içtiğimiz şafaklar
Öğleler, ikindiler çoktan geçmişse
Bir akşamüstü garipliği
Sarmışsa her yeri
Güneş devrilmiş
Renkler solmuş
Sesler kesilmişse
Son kuşlar da geçip gitmişlerse ufuktan
Ve çiçekler
Bükmüşse boyunlarını dalgın dalgın
Bil ki ölüm saati gelmiştir.........................

Allah rahmet eylesin. Sevenlerine sabır versin.

Lincoln-2


Lincoln bu sene iyi oynuyordu pas veriyordu. Yavaştan yavaştan goller atıyordu. Baros'a ara pası atacak belki de yegane adamdı ki Baros'un da onunla oynamaktan zevk aldığı gerçeği de ortadaydı. Takımda herşey yolunda giderken birisi barutu bıraktı ortaya. Berlin maçında Lincoln'ü kaptan yapmak gibi abuk bir karar verdi. Ne olduysa zaten ondan sonra oldu. Takımda gruplaşma başladı yeniden. Ve yavaş yavaş başladı dağılma süreci. Gelinen noktada ortada.
Lincoln oyundan alınmaz. Atacağı bir ara pas ile maçı bitirebilir. Rakip ortasahayı da çok yorduğu gerçeği de göz önüne alındıgında yararlı denilebilir. Ama duran toplar özellikle frikikleri de Lincoln kullanamıyor. Maalesef onu da gördük. FB'ye attıgı sayılmayan gol dısında frikikten golünü hatırlamıyorum.

Lincoln- 1


Şu futbolumuza güzellik katan adamlardan birisi kendisi. Bülent Efendi gelirken kendisinden hazzetmiyordu zaten. Kafadan hata yapmasını bekliyordu. Lincoln de yaptı. Bülent'i suçluyorum ama Bülent'i suçladığım kadar Lincoln'ü de suçluyorum.
Bu takımda hiçkimseye ona verildiği kadar destek verilmedi. Hep üzerine titrenildi. Yeri geldi öz evladı Arda'yı bile yuhladı tribünler ama Lincoln'ü yuhlamadı. Hep arkasında durdu. Hep güvendi, hep tezahüratlarla coşturmaya çalıştı. Ama o ne yaptı. Hocasına küstü top oynamadı. Arkadaşlarına küstü top oynamadı. Bıdıbıdıya küstü top oynamadı. Ayıptır be. Şu seyirciye azıcık saygın olsaydı azıcık. Ne yapıyorsan bu seyirci için yapsaydın. Senden vazgeçilmeyeceğini anlasaydı hocaların. Birşeyler yapsaydın adam akıllı. Kimse sana sesini çıkaramazdı. Saygı görürdün. O olmadan olmaz dedirtseydin takım arkadaşlarına. Senin bu takım için bi yerlerini yırttığını gösterseydin. Hiçkimse için oynamadıysan senin için g.tünü yırtan taraftar için oynasaydın. Git Lincoln Allah yolunu açık etsin. Git. Sen gitmedikçe huzur gelmeyecek Galatasaray'a git.

Barış Özbek


Werder Bremen Türk asıllı Alman oyuncuya talipmiş. Açık konuşayım Barış'tan hazzetmedim hiçbir zaman hazzetmeyeceğimde. O nedenle bir an önce gider inşallah diyorum.
Barış'ı genelde taraftar çok seviyor ama ben kendisinde ekstra birşey göremiyorum. Sabri'nin bir benzeri. Sabri'ye tepki gösteriliyorsa Barış'a da gösterilmeli. Sabri'ye göre ekstra özelliğini gören varsa söylesin. Ben görmedim.
Bir de rakibine çok sert müdahaleler yapıp sonrasında kendisine en ufak birşey yapıldığında artistler gibi yerden yere yuvarlanması, rakibine artistlenmesi yok mu. Kısacası sevmiyorum bu çocuğu asla sevmeyeceğimde. O nedenle umarım gider. Yolu açık olsun.

Yine Sorun Başladı


Futboldan soğudum. Şu adamda olmasa takımda izlemeyeceğim hiçbirşey.

19 Mart 2009

Her Kadıköylü Gibi

"Her Kadıköylü gibi Fenerbahçeli oldum" Sivasspor Başkanı Mecnun Odyakmaz

Röportaj'ın geri kalanında durumu kurtarmaya çalışsa da kusura bakmasın. Senin takımın şampiyonluğa giderken böyle bir açıklama yapamazsın. Senin en önemli rakiplerinden biri olan bir takım FB. Bu açıklama olmamış.
Bu adamlar yüzünden Sivasspor'a gıcık oldum oysa bir tarafım Sivaslı. Sivasspor memleket takımı sayılabilir yani. Ama gel gör ki bu adamlar yüzünden destekleyemiyorum gardaşlarımı.

You Haven't Seen Anything Yet


Martin Jol ben daha önce BJK ile oynadım. Ali Sami Yen FB ve BJK taraftarlarının yanında cennet kalır tarzı laflar etmiş.

Biz de kendisine şunu söylüyoruz.

"YOU HAVEN'T SEEN ANYTHING YET."



not: yalnız bu adamın gazına gelip aşırı hareketler yapıp takımın ritmini bozmayalım. Sadece bogazınız yırtılsın.

Biz de Seni Seviyoruz Uğur Meleke


Uğur Meleke'nin bugün Milliyet'te yazdığı yazıyı okuyun mutlaka. Okumak isteyenler buyursun.

Turunç Ağacı


Sabah uyandığımda yağmur vardı Adana'da. Yataktan kalkasım gelmedi hiç. Ama iş güç var çaresiz uyandım. Giyindim üstümü başımı çıktım. İşyerim yakın olduğu için yürüye yürüye gidip geliyorum. Tam yolda yürürken bir turunç ağacının altında geçtim. Geçerken çocukluğum geldi aklıma. Gözüme kapatıp tüm gücümle tekme attım ağaca. Ve ağaçta birikmiş yağmur damlaları aktı üstüme gözlerim kapalıyken. Orada ıslanırken çocukluğumu hissettim yeniden. Özlemişim çocuk olmayı onu farkettim.

Sonra ofise geldim. İnterneti açtım ve her sabah yaptığım gibi bu sabahta gelir gelmez futbol bloglarını açtım okudum.

Sonra Yılmaz Özdil'in yazısını açtım büyük bir merakla. Yazıyı okudugumda küçük bir tebessümle suçladım kendimi ve ülkemi.

Geri kalan haberleri okumaya başladığımda anladım o turunç ağacının altından hiç çıkmamam gerektiğini.

18 Mart 2009

Bayanlar Dünya Kupası Avrupa Elemeleri Kurası



1. Grup: Fransa, İzlanda, Sırbistan, Kuzey İrlanda, Hırvatistan, Estonya

2.Grup: Norveç, Hollanda, Belarus, Slovakya, Makedonya

3.Grup: Danimarka, İskoçya, Yunanistan, Bulgaristan, Gürcistan

4.Grup: Ukrayna, Polonya, Macaristan, Romanya, Bosna-Hersek

5.Grup: İngiltere, İspanya, Avusturya, TÜRKİYE, Malta

6.Grup: Rusya, İrlanda Cumhuriyeti, İsviçre, İsrail, Kazakistan

7.Grup: İtalya, Finlandiya, Portekiz, Slovenya, Ermenistan

8.Grup: İsveç, Çek Cumhuriyeti, Belçika, Galler, Azerbaycan

Aklıma Takılanlar

Futbol Blogu olsa da burada bunları sormak istiyorum. Ben mi yanlış düşünüyorum yoksa haklı mıyım?

1) Atatürk bu ülkeyi kurtarmak için işe başladığında ilk yaptığı şey bütün Türk gruplarını bir araya getirmek aynı hizmet için savaştıklarını göstermekti değil mi? Yani Atatürk bu ülkeyi silah arkadaşlarıyla beraber kurtarırken bu milletin birlik olması gerektiğini söylüyordu değil mi ?
Peki öyleyse Atatürk'ün kurduğu parti olan CHP nasıl çıkıpta ben sol partiyim der?

2) Fethullah Gülen cemaati çocuklara islami şartlarla yaşamayı öğretmeye çalışıyor diye biliniyor değil mi?
Peki o zaman nasıl olur da Said-i Nursi'yi neredeyse töbe haşa peygamber gibi gösterirler?

3) Ülkü Ocaklarının kurulma amacı Türk gençliğini bilinçli ve bu ülkeye faydalı bir şekilde yetiştirmek değil mi?
Peki o zaman neden Ülkü Ocaklarında zirzop gençler görüyorum?

4) Hepimiz bu ülkeyi seviyorsak, ve bu ülke için değişik yollardan da olsa en iyisini yapmak istiyorsak neden oyunlara gelip birbirimize kinle, nefretle bakıyoruz?

5) Bu ülkede başbakanlık koltuğuna oturan bir adam acaba ne zaman başka bir partiden bir isimi bu işi çok iyi biliyor diye bakanlık koltuğuna oturtacak?

Ruhunuz Şad Olsun.


Bugün 18 Mart. Bütün şehitlerimizin ruhları şad olsun.

17 Mart 2009

Türk Milli Takımı


Pennearabiata'nın şu röportajını okuduktan sonra yazmaya karar verdim bu yazıyı. Aklıma takılan sorular şunlar.

1) Türk Milli Takım forması pazarlık konusu olabilir mi?

- Bence olmamalı. Giymek isteyen giysin o formayı.

2) Bir oyuncunun iyi futbolcu olması o formayı hakettiği anlamına gelir mi?

- Bence gelmez. O formayı o bayrağı görüp afedersiniz g.tünü yırtmayan adam o formayı haketmiyordur benim gözümde.

3) Gerçekten Türk Milli Takım yetkilileri ilgilenmiyor mu bu oyuncularla?

- Malik Fathi olayı dısında katılmıyorum. Hamit, Halil, Mevlüt, Tunay, Colin Kazım, Gökhan Töre, Tevfik Köse, Zafer Yelen, Nuri Şahin, Ceyhun Gülselam, Nurettin Kayaoğlu, Gökay Işıtan , Kamil Ahmet Çörekçi , Engin Bekdemir , Deniz Herber , Deniz Mehmet, Serdar Kesimal, Ferhat Bıkmaz, Hasan Ali Kaldırım, Deniz Yılmaz, Fuat Kalkan, Serkan Şahin, Ömer Şişmanoğlu, Tufan Tosunoğlu.
Bu isimlerin kaçını Milli takımdan önce tanıyordunuz? Ya da şu anda kaçını tanıyorsunuz?

BEN BU FORMAYI İSTEYEN, BU FORMAYI HİÇBİRŞEYE DEĞİŞMEYECEK ADAM İSTİYORUM MİLLİ TAKIMIMDA. KENDİNİ TÜRK HİSSEDENLERİ İSTİYORUM MİLLİ TAKIMIMDA.

Not: Resime tıklayınca güzelleşiyor.

16 Mart 2009

Bu Adamın Suçu Neydi?


Neden gönderildiği hakkında bir fikri olan var mı?

Maçın Ardından


Dün izlediğim doksan dakika sonunda verdiğim kararlar.

1) Bülent Korkmaz şu haliyle bırakın Galatasaray'da hocalık yapmayı Hacettepespor'da bile yapamaz. Bülent'le Galatasaray'ın bir geleceği şu haliyle maalesef yok. Bu sene çifte kupa kazansak ta Bülent'in sonu BJK'ın Rıza'sından farklı olmaz.

2) Trabzon Umut - Gökhan ikilisiyle oynadığı sürece taraftarları kanser olur. Gökhan önde arkasında Yattara-Alanzinho ve onların arkasında Colman-Selcuk-Hüseyin üçlüsüyle oynasalar daha iyi olurlar. Hatta bence bir tane forvet almalılardı ilk yarı sonunda.

3) İki alt postta Ümit Karan'î savunma talihsizliğinde bulunmuştum. Hata etmişim. Dün akşam lafımı yemek zorunda kaldım.

4) Yaser katiyyen Galatasaray'ın futbolcusu değil.

5) Song'un aklı hala Galatasaray'da. Kim gönderdi lan bu adamı?

6) Lincoln ve Kewell'sız bu takımın tadı yok. Sadece Arda ile olmaz.

7) De Sanctis'i elinizden kaçırırsanız Allah cezanızı versin. Dün Gökhan için yaptığı anca konuşuyor hareketi çok güzeldi. Gülümsetti bizi. İnşallah göndermek gibi bir hata yapmazlar.

8) Bu Barış ağzıyla kuş tutsa bana yaranamayacak. Çok sert oynuyor. Hoşlanmıyorum böyle adamlardan.

9) Hamburg maçı tahmin ettiğimizden zor geçecek.

10) Hüseyin'in Trabzon için ne kadar önemli bir adam olduğuna dün gözlerimle şahit oldum.

15 Mart 2009

Güle Güle Kaptan


Fenerbahçe takımından sevdiğim nadir adamlardandı. FB'den gitmesine de sevindim açıkçası. Ama o talihsiz olaydan sonra futbolu bırakmak zorunda kaldı. Umarım herşey gönlünce olur kaptan. Kaptan diyorum çünkü o bu sözü hakediyor. Yoksa bir FBliye kaptan demem :)

14 Mart 2009

Underrated


Türkiye Ligi'ndeki en klas golcü olmasına rağmen bir türlü ilk tercih olmayı başaramamış bir adamdır kendisi. Muhakkak nedenleri vardır. Hiçbir hoca tercih etmiyorsa muhakkak ki bir bildikleri vardır. Ama ben şimdi aşağıda vereceğim isimlerle bir karşılaştırma yapmanızı istiyorum. Sizce hangisi Ümit Karan'dan daha iyi golcü?

Lucescu Dönemi: İlk tercihti

F.T. Dönemi: Bratu, Pinto, Cristian, Lukunku, Arif, Necati

Hagi Dönemi: Arif, H.Şükür, Necati

Gerets Dönemi: H.Şükür, Necati

Feldkamp Dönemi: Nonda, H.Şükür

Milli Takımlar: H.Şükür, Arif, Semih, Mevlüt, Halil, Gökhan Ünal, Mehmet Yıldız

13 Mart 2009

Maçın ardından


Dünkü maç için söylenecek bütün sözler söylenmiş durumda zaten. Bu takımın liderinin Harry Kewell oldugu artık aşikardır.
Gelelim asıl tartışmaya. Emre kırmızı yedi sonraki maçta defansta kim oynayacak sözlerine. Neymiş böyle kritik bir süreçte Meira satılırmıymış, bilmem neymiş. Şimdi sorum şu:
"Meira bu hafta değil de transfer dönemi içerisinde satılsaydı hemde aynı fiyata ve şimdiki koşullar oluşsaydı, hanginiz yönetime söz söyleyecekti? "
Bence ne olursa olsun doğru karar verilmiştir. Meira olsa buradan bu skorla dönemezdik.
Bir diğeri ise Galatasaray da artık Nonda bence dördüncü tercih olmalı hatta bence artık tercih edilmemeli. Ümit Karan olsaydı dün hücumda birazcık gazla bu Nonda denilen adamdan çok daha fazla iş yapardı. Birincisi Arda'nın ortasına ne yapar eder uçar rezalette olsa kafayı vururdu. Lincoln'ün verdiği pas kesin gol olurdu. Baros varken Baros yoksa Ümit'i oynatırım ben.

12 Mart 2009

Hamburg-Galatasaray Maç Öncesi


Herkes Galatasaray'ın son stoperinin de satılmasının ardından bari çok fark yemesek havasına girdi. Ben tam tersini düşünüyorum şu an. Meira'nın gitmesi sayesinde biz bugün o sahadan zaferle ayrılacağız. Nedeni şu:
Hamburg'un hücum oyuncuları hızlı oyunculardan olusuyor ve hava topundan ziyade yerden ayağa hızlı paslarla rakibin üzerine çullanıyorlar. Bu durumda Meira ve Emre Aşık'tan oluşan yavaş stoper ikilisi nedeniyle gol yeme riskimiz daha fazla idi. Muhtemelen bugün Emre-Hakan ikilisi stoper başlayacak. Burada bir sorun yok. Ama daha önce de birkaç kez belirttiğim gibi bu takımda yeri doldurulamayacak tek adam Hakan Balta. O nedenle sol kanatta oynayacak Volkan Yaman'a güvenememek dışında bir endişem yok defans hususunda. Tam tersi hücum anlamında bugün Galatasaray'ın sıkıntıya düşeceğini düşünüyorum. Ben olsam bu maça Nonda ile başlamam. Evet Ümit Karan son derece formsuz ama nerede ne yapacağı belli olmayan bir Ümit Karan aynı şekilde nerede ne yapacağı belli olmayan, bazen çok abuk sabuk goller yiyen Frank Rost'u ani şutlarla çok daha zor duruma düşürebilir. Nonda'ya göre de ortasahaya daha fazla yardımcı olacağını düşünüyorum. Bugün umarım Nonda değil de Ümit'le başlar Kaptan. Aksi halde hücumda ciddi anlamda sıkıntı yaşarız. Kaptan bugün en az Ümit kadar formsuz ve son derece ruhsuz Nonda yerine Ümit'i tercih eder umarım. Tercih etmezse de ben yanılırım umarım :)
Dileyelim de şöyle güzel bir maç olsun ve Aslanlar gururla çıksın, çıkarsın o sahadan.

6 Mart 2009

Alpay Özalan


Yaşım 25. Futbol izlemeye 88-89 senesinde başladım. Yani bu yorumum tamamen o dönemden sonrasınındır. Bana göre en iyi Türk defans oyuncusudur Alpay Özalan.
Euro96'da Vlaovic'i düşürmeyerek Fair-Play ödülü almıştır. Sonrasında "Neden düşürmedin?. Sana mı kaldı centilmenlik. Yaktın lan bizi." tarzında söylemlerle muhattap olmuştur.
Zaten ne olduysa da ondan sonra olmuştur. Müthiş bir evrim geçirmiştir. Dünyanın en sert ve en profesyonel defans adamlarından birine dönüşmüştür. Bu sefer de "Böyle oyun olmaz. Biraz sinirlerine hakim olmalı. Gereksiz kartlarından bıktık artık." sözlerine muhattap olmuştur.
Kariyerinin en büyük hatası yukardaki resimde yaptığıdır. Kariyerinin belki de en güzel günlerini geçirecekken şu hareketle İngiltere'den bavulu zorla toplatılmıştır. Sonrasında Japonya'da yılın oyuncusu seçilmiştir.
Milli takımda Terim geri döner dönmez kendisini kadroya yeniden almıştır. Motive edilmesi en kolay oyunculardan oldugundan Terim bir güzel gazlayıp sahaya sürmüştür İsviçre macında. O da o gazla altı maç ceza almıştır. İsviçre maçından sonra aldığı altı maçlık cezadan sonra milli takım jübilesini (bence hakettiği) yapamadan milli formaya veda etmiştir. En son Amerika'ya gideceği haberini almıştık. Alpay'ın yeri milli takımda benim gözümde dolmamıştır hala. Onun performansına en çok yaklasan oyuncu su an icin Servet Çetin'dir.
Kim ne derse desin onun Milli forma altındaki oyununu özlüyorum.

Stumpf


Fanatik Gazetesi'ne röportaj vermiş Stumpf. Çok severdim kendisini futbolculuk döneminde de. Senin taşıdığın ruhun sadece onda birini Meira taşıyabilseydi keşke diyorum. Röportaj'ın hepsi iyi ama en sevdiğim sözler şunlar oldu.

Sizin takımın Kaiserslautern olduğunu tahmin ediyordum?

-Hayır ben Galatasaraylıyım. Kendimi Galatasaraylı gibi hissediyorum. Benim takımım hep Galatasaray olmuştur. Kariyerimi Galatasaray’a borçluyum. Ben burada Almanya’dan daha çok saygı görüyorum. Zaten Galatasaray, Kaiserslautern’den çok daha büyük bir marka, asıl önemli olan bu...

Röportaj'ın geri kalanı için buraya.

Dar Alanda Kısa Paslaşmalar


Dün aksam oturduk izledik şu filmi bir daha. Her izlediğimizde yüreğimizi burkturan sahneleri ile; Savaş Dinçel, Müjde Ar ve Erkan Can'ın mükemmel performansları ile. Bu arada Savaş Dinçel'i de saygıyla ve rahmetle bir kez daha anıyoruz. Şu sözde ne baba bir sözdür be kardeşim.

"
Ne kadar acı çekersen çek şunu hiç unutma; çizilecek bir yer hep vardır ve çizecek bir yer... Ressam olur insanlar başkalarının kalbini kazıya kazıya, ya da resim olurlar senin gibi; kazına kazına."

Arda Turan ve Bayern


Dün Aceto'nun bloğunda Okay Karacan imzalı bir duyum yer aldı. Okay Karacan söylüyorsa doğruluğundan %99.9 eminimdir. Şimdi gelelim işin boyutuna.

Arda satılmalı mı? Bana kalırsa 15 milyon'dan yukarı bir teklif gelirse satılmalı. Tabii kendisi de gitmek isterse. Peki siz Arda olsanız gitmek istermiydiniz? Bir beyin jimnastiği yapalım.

1) TSL'den çıkıp dünyanın gözünün üstünde olduğu liglerden birine Bundesliga'ya gitme şansınız var. Ki Bundesliga denilen lig Avrupa'da en çok seyirci ortalamasına sahip olan lig.

2) Galatasaray'da bayrak adam olma şansınız varken, bu takımın da taraftarıysanız, bırakırmısınız bu takımı? Başka takımla Aslantepe'ye çıkma olasılığı göz önüne alındığında bu durum hoşunuza gider mi?

3) Size taptığını bildiğiniz tribünlerin kaypak olduğunu anlamışsanız gidermisiniz başka klübe? Size her daim tapan ama bir yandan da sizi takım içi dayanışmayı bozmakla suçlayan seyirciyi terketmekte tereddüt edermisiniz?

4) Herşey mükemmelken el üstünde tutulan, sevilen bir adamsınız ama bir yandan da en ufak açığınızı arayan insanların yaşadığı bir ülkedesiniz. Kız arkadaşınızla şöyle sahilde elele yürümek bile imkansız sizin için. Böyle bir ülkedesiniz. Siz olsanız bu ülkeyi terkedermisiniz?

5) Takımınızdaki 10 numara kollanmak için kaptan yapılıyor. Her maç iyi de oynasa kötü de oynasa tezahüratlarla uğurlanıyor. Ama size her zaman yapılmıyor bu. Ne hissedersiniz. Oysa siz bayrak adam olma yolunda olduğunuzu düşünüyordunuz. Gidermisiniz?

4 Mart 2009

Çüş be Bilader



Bu ne ya? Bu nasıl bir manyaklıktır? Adamın kafasına gelse şu an Tello için dua okuyor olurduk. Cinayete kasıt var resmen olayda. Ya hakikaten çüş be bilader.

3 Mart 2009

Ah Ulan Rıza.


Açık konuşayım ideolojisi nedeniyle çok hazzetmem kendisini. Ama şu şiirden de vazgeçemem. Allah rahmet eylesin.


AH ULAN RIZA

Neden halâ gelmedi, yoksa

Saati mi şaşırdı bu hıyar?

Gerçi hiç saati olmadı ama

En azından birine sorar.

Cebimde bir lira desen yok,

Madara olduk meyhaneye!

Ah eşşek kafam benim,

Nasıl da güvendim bu hergeleye!

Gelse, balığa çıkacaktık,

Ne çekersek kızartıp birayla yutacaktık.

Kafamız tam olunca, şarkılar döktürüp

Enteresan hayâllere dalacaktık.

Bu sandalı geçen hafta denk getirip

Çalıntıdan düşürdük.

Arkadaşlar ısrar etti,

Biz de, iyi olur, bize uyar diye düşündük.

Saat sekizde gelecekti,

Bana birkaç milyon borç verecekti.

Yoksa o nemrut karısı kaçtı da

Onun peşinden mi gitti?

Eğer öyleyse yandık,

Gudubet gene yaptı yapacağını!

Geçen sene de merdivenden itip

Kırmıştı Rıza'nın bacağını.

Abi, kadında boy şu kadar;

Kalça fırıldak, göz patlak, kafa çatlak!

Korkuyorum, bir gün ya kendini asacak,

Ya horlarken Rıza'yı boğacak!

Bak, şimdi acıdım, aşkolsun adama,

Ben olsam, vallahi baş edemem! ..

Hele beş tane velet var ki boy-boy,

Allah'tan düşmanıma dilemem!

Aslında iyi çocuktur Rıza, efendi huyludur,

Herkesin suyuna gider.

Yoksa, kalıba vursan hani,

Tek başına on tane adam eder!

Bir keresinde, hiç unutmam

Üç-beş zibidi haraca dadandı;

Rıza, sandalyeyi kaptığı gibi

Herifleri hastaneye kadar kovaladı!

Aynı mahallede büyüdük, aynı kızları sevdik,

Aynı kafadaydık.

Orta ikiden bıraktık, matematik ağır geliyordu,

Biz, başka havadaydık.

Aynı gömleği giyer, aynı sigaraya takılır,

Aynı takımı tutardık.

Fener'in her maçına iddialaşıp

Millete az mı yemek ısmarladık! ..

Bir tek askerde ayrıldık,

Bana Bornova düştü, ona Gelibolu.

Döner dönmez evlendirdiler,

En büyük salaklığı da bu oldu! ..

Bense hiç düşünmedim, zaten param yoktu.

Hep tek tabanca gezdim.

Benim beğendiğimi anam istemedi,

Onun gösterdiğini ben sevmedim.

Neyse, bunlar derin mevzu...

Anlaşıldı, bu herif artık gelmeyecek.

Ufaktan yol alayım

Anam evde yalnız, şimdi merağından ölecek! ..

Gittim, vurup kafayı yattım;

Rüyamda gördüm, gülümseyerek geldiğini.

Ne bilirdim, yolda kamyon çarpıp

Hastaneye kavuşmadan can verdiğini! ..

Vay be Rıza! ..

Sonunda sen de düşüp gittin Azrail'in peşine!

Dün, boşuna günahını almışım,

Ne olur, kızma bu kardeşine!

Öğlen kahvede söylediler, Rıza öldü, dediler

Ne kolay söylediler!

Sanki dev bir taş ocağını

Kökünden dinamitleyip üstüme devirdiler!

Ah dostum... o kocaman gövdene

O beyaz kefeni nasıl kıyıp giydirdiler?

O zalim tabutun tahtalarını

Senin üstüne nasıl böyle çivilediler?

Yani sen şimdi gittin, yani yoksun,

Yani bir daha olmayacak mısın?

Yani bir daha borç vermeyecek,

Bir daha bira ısmarlamayacak mısın?

Peki, beni kim kızdıracak,

Kim zar tutacak, kim ağzını şapırdatacak?

Peki, beni bu köhne dünyada

Senin anladığın kadar kim anlayacak?

Ulan Rıza... ne hayâllerimiz vardı oysa,

Ne acayip şeyler yapacaktık...

Totoyu bulunca dükkân açacak,

Adını Dostlar Meyhanesi koyacaktık.

Talih yüzümüze gülecekti be! ..

Karıyı boşayıp sıfır mersedes alacaktık.

Hafta sonu iki yavru kapıp

Boğaz yolunda o biçim fiyaka atacaktık!

Ah ulan Rıza... bu mahallenin,

Nesini beğenmedin de öte yere taşındın?

Ara sıra gıcıklaşırdın ama inan ki,

Benim en kıral arkadaşımdın! ..

Ah ulan Rıza... ben şimdi,

Bu koca deryada tek başıma ne halt ederim?

Senden ayrılacağımı sanma,

Bir kaç güne kalmaz, ben de gelirim! ..

Dayan Gamze Dayan



Daha önce yazdım. Yine yazacagım. Çünkü o kızın buna ihtiyacı var. Ey blog halkı ey blogger. Boş durmayın. Şu an bu yazıyı görüyorsanız yayınlayın bi yerde. Hadi abilerim, ablalarım, kardeşlerim, canlarım, ağalarım, paşalarım. Şimdi boş durmanın sırası değil hemde hiç değil.


Gamze Ceylan. Hangi takımdan ya da hangi renkten oldugunun önemli olmadıgı bir noktada. Biliyorum ki bunu gören herkes bir şekilde yardım edecek. Sarı-Kırmızı, Sarı-Lacivert, Siyah-Beyaz, Bordo-Mavi, Turuncu-Beyaz vs. vs. Rengi ne olursa olsun yüreginin rengi güzel olan insanlar bunu yayınlayın bloglarınızda. Arkadasımıza destek olalım.

Gamze Ceylan
Lise Öğrencisi...
Lösemi hastalığına yakalandı...
Umudumuz büyük, ilik bulundu nakil için her şey hazırlandı...
Sadece maddi desteğimiz gerekiyor şimdi...
Sadece 40 Bin Dolar'a aramıza geri dönecek Gamze...
O çok sevdiği, Alpaslan Ağabey'imizin hediye ettiği Galatasaray formasını tekrar giyebilecek...
Ailesinin maddi gücü olmadığından dolayı en büyük görev bize düşüyor...
ultrAslan'ın kardeşliği, dayanışması burada başlıyor...
Söz verdik ailesine, kurtaracağız dedik...
Şimdi Gamze'ye hayat verme zamanı...
Adres: Çaldıran Mah. 513 Sokak Emin Apt. 13/9 Keçiören/ANKARA
YALÇIN CEYLAN : 0506 761 91 05 - 0537 744 21 28
FATMA CEYLAN : 0506 425 43 09
Yardımlarınız için hesap numaraları :
YALÇIN CEYLAN - TUĞBA CEYLAN - MİYESE BUDUR
İş Bankası : 4200 - 6056062 (TL)İş bankası : 4200 - 3982164 (Dolar)
İş Bankası : 4200 - 3982200 (Euro)
Türkiye İş Bankası Swift Kodu : ISBKTRIS
Dolar IBAN : TR840006400000242003982164
EURO IBAN : TR820006400000242003982200
--------------
Zamanında Şafak Güzeller'i bırakmadık Azrail'e, senin de PEŞİNDEYİZ Gamze."

2 Mart 2009

Bu Şartlarda Ancak Bu Kadar


Bu şartlarda iyi oyundan daha çok üç puan önemliydi. Onu da aldık. Ama yine de macın ikinci yarısının neredeyse tamamının bizim sahamızda oynanmasından hoşnut değilim. Sanctis de beni hayal kırıklığına uğratmaya devam ediyor.

Kim Seçti Bu Formaları?


Dün Antalyaspor-Trabzonspor maçını izlemek için televizyonu açtığımda penaltı kullanılıyordu. Aha dedim Trabzon penaltı atıyor, maç artık kopar dedim. Spiker Tita deyince anladım ki aslında Antalya kullanıyormuş. Bu formaları kim seçti merak ediyorum. Size de öyle gelmedi mi ilk başta? Trabzon'u Antalya, Antalya'yı Trabzon zannettim ilk başta ki benle beraber sonradan gelen ev arkadasım da öyle zannetti. Forma seçimi enteresandı dün.
Maça gelince Tita o penaltıyı gol yapsa Trabzon mümkün değil üç puan çıkartamazdı o sahadan. Mehmet Özdilek'i bi daha tebrik etmek lazım. Çok iyi takımı var. Ayrıca Yattara topu aldığı anda arkasına yaklasıp müdahale yapmaya çalışan arkadaşı da ayrıca tebrik etmek lazım. Karşındaki adam Yattara ve muhtemelen senden iki kat daha hızlı. O adama öyle yetişmeden arkadan müdahele yapacagına ilk etapta önünü adam gibi kesmeyi düşünüp biraz oyalamayı düşünse Trabzon o golü atamayacaktı. Yattara çok bozuk yalnız. Birilerinin Yattara'ya gaz vermesi lazım yeniden gibi geldi bana.